DOLAR 7,9604
EURO 9,4194
ALTIN 488,56
BIST 10,4233
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

Kadınların saçlarına derman oldu

Selen Yorgun, hayalini kovaladı; ailesinin kozmetik işini geliştirdi. Şehirli kadınların taleplerine çözüm bulan saç bakım markası yarattı. Pandemi sürecinde daha da büyüdü Türkiye’de 2 bin noktada, dünyada da 22 ülkede satılan bir marka oldu.

Kadınların saçlarına derman oldu

Selen Yorgun, ailesinin tek çocuğu ve ikinci kuşak temsilcisi. Annesi de babası da İTÜ’lü; inşaat mühendisi. Babası aynı zamanda Selen Kozmetik’in kurucusu. Aileden gelen girişimciliği, zamana ve taleplere göre güncelleyen Selen Yorgun, bir saç bakım markası yarattı. Şu anda yerli, yabancı dev şirketlere rakip olan markasını ve başarı hikayesini Selen Yorgun’la konuştuk.

– Sizin girişimcilik maceranız nasıl başladı?

Koç Üniversitesi Ekonomi mezunuyum. Her zaman marka yönetimi alanında kurumsal/profesyonel tarafta bir kariyer hedefim vardı. Üniversitede Inditex firmasında uzun dönem staj yaptım. Sonrasında kısa bir dönem iş yönetimi ve pazarlama dersleri almak için Kanada’ya gittim. Girişimcilik maceram o dönem Toronto Üniversitesi’nde aldığım derslerde okuduğumuz vakalar ve örnek marka hikayeleri üzerine çalışırken başladı. Aslında orada aklımda iki şey birleşti ve bu fikrimi çalışmak için Türkiye’ye döndüğümde babam ile paylaştım. Kendisi 1-1.5 sene tam olarak ne yapmak istediğimi çalışmamı, araştırmamı istedi. Benim isteğim hiçbir zaman şampuan üretmek olmadı marka yaratmak hep önceliğimdi. Bu fikrim çoğu zaman çevremizdeki kişileri hatta çalışanlarımızı tedirgin etse de benim en büyük şansım babamın bana inancı oldu.

– Ailenizin desteği önünüzü açmış…

Kesinlikle. Ben tek çocuğum tam bir çekirdek ailede büyüdüm. Annem ve babam ikisi de hayatın içinde sosyal, gelişmeye önem veren araştırmacı ve hep hayatta çalışmanın önemine inan kişiler. Hala bir fiil çalışıyorlar. Hayatımda ailem sayesinde baleden voleybola birçok spor ve sanat dalı ile ilgilendim. Orta okul ve lisede profesyonel olarak Eczacıbaşı Spor Kulübü’nde oynadım. Bu dönem beni en çok geliştiren, disipline eden dönem oldu. Sonrasında geçirdiğim sakatlık ve ameliyatlar tabii ki beni gençlik hayalimden uzaklaştırdı ve bir anda kendimi ekonomi okurken buldum. Fakat okul hayatım boyunca da hep çalıştım.

– Babanız risk görmedi mi ilk başlarda?

Babam çok kolay ikna edilebilir bir kişi değil. Söylediğinizi çok iyi araştırıp, çalışıp, sorduğu sorulara tatmin edici cevaplar veriyor olmanız gerekiyor. Sizi zorluyor. Bu çoğu zaman çok iyi bir şey beni bu markayı yaratırken koşmaktan yorulduğum zamanlarda ayağa kaldıran hırslandıran şey hep bu oldu. Daha iyisini yapabilirim! Markanın ismi, stratejisi, ambalajı, çeşitleri konusunda ilk tam emin olmasa da konu üzerinde detaylı çalışmaları, dünyadaki örnekleri, gelişime açık yerleri ve Türkiye’de sektörün geri kaldığı fırsatları gösterdiğimde o da çok inandı. Babam her zaman yeniyi ve farklıyı seven vizyoner bir kişi olmuştur. Tabii bu söylediğim süreç kolay oldu desem de yalan olur.

ŞEHİRLİ KADINLARIN MARKASI

– Urban Care’i kurarken size ne ilham verdi?

URBAN Care çocuğum gibi… İlhamım aslında kendi beklentilerim ve zevklerim oldu. Ben iyi bir gözlemci olduğuma inanırım. Bundan 7-8 sene önce kozmetik raflarında tektip ürünler ve markalarla ülkemizde bulunuyordu. Yurtdışında ise daha kişiselleştirilmiş ürün, çeşit ve markalar ile kozmetik butikleşiyordu. Kişiye özel oluyordu. Sadece kozmetik ürünün görevi değil markanın kişiliği, rengi, iletişimi önem kazanıyordu. Bu trendleri gözlemlediğinizde Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de şehirli ‘’urban’’ bir kitle artarak gelişiyordu. Tüketiciler artık hayatın içinde, farklılık arayan, kendine özel ürünlere ihtiyaç duyan kişiler oluyordu. Bu akımı URBAN Care markası ile ‘’Şehirli Bakım’’ konseptini hayatın içindeki kadının aradığı profesyonel saç bakımına evinde ulaşabildiği, ruhu olan bir marka ile sahiplendik. Bunun doğuşunda en büyük nedeni müşterilerin belki 40 yıldır piyasada olan markalardan sıkılmış olması ve yeni nesillerin artık farklılık arama ihtiyacıydı. Bu ihtiyaç bizler gibi birçok markaya yol gösterici oldu. Genç kadınlar dünya’da olduğu gibi Türkiye’de de daha farklı, kişiselleştirilmiş aynı zamanda onlara yaşam tarzı sunan markaların bir parçası olma ihtiyacı duyuyorlar. Her zaman yeni şeyler keşfetmek kadınları mutlu ediyor. Bu nedenle de markalar artık çok daha inovatif ürünler ve hızlı bir şekilde yeni lansmanlar yapmaya başladı.

– Dev markalarla nasıl rekabet ediyorsunuz?

Tabii ki bu çok kolay bir şey değil. Düşününce bir aile şirketi olarak ne avantajımız olabilir ki onlara karşı. Aslında çok büyük bir avantajımız var aile şirketi olmanın ruhu dinamik bir yapı ile çalışmak ve hızlı karar vermek. Amatör ruhumuzu kaybetmeden profesyonel işler çıkarıyoruz.

22 ÜLKEDE SATILIYOR

– Markanız kaç noktada, nerelerde satılıyor?

URBAN Care Türkiye’de Watsons, Gratis, Rossmann, Eve, Migros gibi yaklaşık 1.500-2.000 noktada satılıyor. Bu noktalarda birçok kategoride ilk sıralarda yer alıyoruz. Bu sene sonunda hedefimiz 2.500 noktaya çıkarmak. Yurtdışında ise gördüğümüz talep çok güzel. Bir Türk markası olarak değil gücü ve iletişimi ile yurtdışındaki önyargıları kırarak bir saç bakım markası olarak dikkat çekiyor. Bugün URBAN Care İspanya, Almanya, Singapur, Avusturalya, Rusya gibi toplam 22 ülkede bulunuyor.

– En çok hangi ürünler talep görüyor?

En çok serum, durulanmayan bakım kremleri gibi saç bakım ürünlerimiz talep görüyor. Kadınlar sadece duşta değil artık duştan sonrada saçlarının bakımına devam ediyor. Dökülme karşıtı ve hızlı uzamaya yardımcı serimiz ve kuru şampuanlarımız da en çok talep gören ürün gruplarımız. Özellikle bu ürünlerin kazandığı ödüller ile bu talepler daha da arttı.

PANDEMİ SÜRECİ BİZE EVDE BAKIMI ÖĞRETTİ

– Pandemi döneminde en çok ne satıldı? Pandemi neleri değiştirdi?

Pandemi döneminde en çok şampuan, evde bakım ürünü saç serumları ve maskeleri satıldı. Kuaför bakımları yerine evde bakımlar çözüm olduğunda müşteri market tipi markaları değil daha profesyonel olduğuna inandığı markaları tercih etti.

Bu dönemde online kanallardaki hacim artışını iyi değerlendirdiğimizi düşünüyoruz. Beklentinin üzerinde bir performans sergiledik. Zor bir dönemden geçtik ve geçmeye devam ediyoruz elbette. Ancak bahsettiğim fırsatları değerlendirerek bu döneme rağmen yüzde 50’nin üzerinde bir büyüme ile yılı kapatacağız gibi görünüyor. Gerek yıl içinde gerekse pandemi sürecinde pazarlama yatırımlarımız hiç hız kesmedi. Her zaman globaller ile rekabeti bırakmadan, dijital dünyanın gerisinde kalmamak üzere yaptığımız yatırımlar pandemi sürecinde de devam etti.

– Yeni hedefleriniz neler?

Yönetim olarak işi 5 sene içinde 5 kat büyütmek istiyoruz. İhracatın payı bu dönemde ciddi yerlere gelecek. Hedefimiz Türkiye’den doğan bölgesel/global bir marka yaratmak. Yeni kategorilerle markayı genişletmek ve saç bakımı dışında da güvenilir tercih edilen marka olma hedefimiz var. Markamız büyüdükçe ve pazar payımız arttıkça birçok yatırımcı oluyor. Gördüğümüz ilgi global marka yaratma hayalime ortak olmak ve yatırım ile bizi ileri götüreceğine inandığımız bir proje bu süreci çok daha verimli hale getirebilir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.